Haberler

Dost Acı Söyler!

Ankara Kızılay semti… Yüksel caddesinin orta yerinde, özgürlük heykeli varmış… Ben de yeni duydum... Genelde, solun farklı fraksiyonları, orada eylem yaparlar, slogan atarlar, toplaşırlar, kendilerince ses yükseltirler…

Zaman zaman çevreyi rahatsız ettikleri de söylenebilir.

Lakin birkaç aydır, kanun hükmünde kararname ile işlerinden edilen birkaç devlet memurunun oradaki açlık grevi ve protesto eylemlerine şahitlik ettim.
Cuma namazları çıkışı hep onlarla karşılaştım.

Kimileri uzaktan bakıyordu, kimileri yanlarına varıp hal hatır soruyorlardı. 
Dertlerini, uğradıkları yanlışlığı dile getirmeye çalışan bu insanların ideolojilerine katılmam… Hayallerinde kurdukları ülkenin de bizi mutsuzluğa sürükleyeceğini defalarca zikretmiş birisiyim.
Komünizmle, sosyalizmle, insanlığın varacağı bir yer olmadığını iyi bilmekteyim.

İşin fikri, inanç boyutu bir yana, açlık grevi yapan bu insanlar önce gözaltına alındılar, sonra tutuklanıp mahpusa kondular.
İşin hukuki tarafı, suçlu olup olmadıklarına bakacak değiliz. Mahkemeler, eninde sonunda bu tür işlerin akıbetine karar vereceklerdir.
Kimi kararlar içimize sinse de sinmese de, neticeten mahkemeler var, hukuk var… Bir şekilde, evrensel hukuk normları bizde de hükmünü icra edecektir.
Hukuka güvenmekten başka çaremiz yoktur.

Bu işler yanlış işler, başlığını atarken, uygulamaları değil, Yüksel caddesindeki özgürlük heykelinin etrafının polis barikatıyla kuşatılmasına işaret etmek istedim.
Aklı başında insanlar, o manzarayı oluşturmazlar.
Caddede bir vukuat varsa, polis oraya gerektiğinde müdahale eder, suç işleyenleri toplar yahut uzaklaştırır.
Soru şu: özgürlük heykelinin suçu var mı yok mu?
Yüksel caddesindeki vakalardan dolayı, heykeli izole etmek gerekir mi, gerekmez mi?
Bu yüzyılda, ara dönemlere ait resimler çoğaltmak kimin aklıdır?
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu zeki birisidir. Bu manzarayı görüp, arkadaşlar ne yapıyorsunuz? Kaldırın o barikatı… Şayet birileri sokakta, caddede… Veya başka bir yerde kanun dışı eylemlere karışırsa, gereği yapılır… Heykelin etrafını barikatlarla çevirip, onu insanlardan soyutlamak komik bir durum oluşturuyor, kaldırın o manzarayı demesi gerekmez mi?

Mamak mahpushanesinde zaman zaman kavgalar çıkardı… Halkın deyimiyle sağ sol aynı koğuşlarda kalınca, ara ara… İşkence altında dahi sürtüşmeler, didişmeler baş gösterirdi.
Bir keresinde, kavga sonrası, rütbeli niye kavga ettiniz? Diye sorunca, arkadaşın biri, efendim, biz namaz kılıyorduk, bunlar da, seccademize bastılar… Bu yüzden tartıştık, bu yüzden yumruklaştık, deyince, komutan, tereddütsüz teşhisi koymuştu.
İkinci bir emre kadar namaz kılmak, seccade bulundurmak yasak…
Seccadelerin toplatıldığını bugün gibi hatırlıyorum.

Diyeceğim odur ki, dost sözü kabul edin bu yazdıklarımı… Komik durumlar oluşturmayın. Yüksel caddesindeki o heykelin oraya niye dikildiğini bilmemekle beraber, heykelin hapis kararını, toplumdan tecrit uygulamasına son verin…
Yarın, bugünleri yazacak insanlara malzeme vermek için bu kadar iştahlı olmayın.
Komik, trajikomik haller oluşturmayın…
Dost acı söyler…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Alperen.org Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Published By Gooyaabi Templates