Haberler

Kürtlerin Başbuğu: Devlet Bahçeli

Türkiye teröre karşı yine sokaklardaydı. Milyonlar yürüdü. Sloganlar atıldı. Tepki eylemleri sergilendi.
Ve yine malum kişi aynı teraneyi tekrar etti:

Bahsettiğimiz kişi Devlet Bahçeli. Kendisi sanki bir partinin genel başkanı değil de itidalden sorumlu devlet bakanı. İkide bir Devlet Bahçeli hep aynı açıklamayı yapıyor. Sanki Türk milleti çok cahil provoke edilecek fanatik bir toplulukmuş gibi.

Bu minvalde en son açıklama geçtiğimiz hafta gerçekleşti. Bilindiği gibi geçtiğimiz pazar tüm Türkiye'de milyonların sokakta olduğu bir gündü. Mersin'de de on bini aşkın vatandaş yürüdü. Ancak aynı gün Mersin'de olan Devlet Bahçeli yürüyüşe katılacağına Erdemli Belediyesi'nin su arıtma tesisinin açılışına katıldı. Ve yine her zamanki gibi hariçten gazel okudu:

"Şehitlerimiz, Fatihalar eşliğinde son yolculuklarına uğurlanmış ve vatan topraklarına emanet edilmişlerdir. Yaşadıklarımız, tarifi çok zor bir duygu ve teessür halidir. Ama her şeye rağmen bin yıllık kardeşlik hukukumuzu zedeleyecek tahriklerden provokasyonlardan ve gerilimlerden uzak durulmalıdır. Taşkınlıklara prim vermeden çatışmayı özendirecek girişimlere fırsat kapısı açmadan terör tel'in edilmelidir."

Acaba MHP'liler taşkın mı?

Bu çok ilginç bir durumdur. Acaba Türk halkı her sokağa döküldüğünde Devlet Bahçeli neden taşkınlıklar olmaması için insanları uyarmak zorunda hissetmektedir?

Acaba bu gizli bir itiraf mı?

"MHP'liler geçmişte provokasyonlara girişti, bizim böyle bir kitlemiz, böyle bir geleneğimiz var, o yüzden ben her seferinde uyarımı yapmak zorundayım." tarzında bir psikoloji mi bu?
Bir insanın nasıl bir ruh hali olabilir ki tüm siyaseti hep aynı kaygıyı yinelemekten ibaret olabilir. Öncelikle kendi parti tabanına ve kitlesine karşı bir güvensizlik ve hatta itham havası sezilmektedir.
İkincisi her partinin lideri ilk başka partisini büyütmek ve kitle eylemlerinde güçlendirmek isterken, Bahçeli'ye sanki başka bir görev verilmiştir. Ne olursa olsun, partisi küçülse de halk kontrol altında tutulmalı ve teröre karşı tepki büyük bir milli uyanışa dönüşmemelidir.

Bu yüzden MHP örgütü her eylemde destek değil köstek rolü üstlenmektedir.
Şehit eylemleri şunu göstermektedir. Bu eylemler hiçbir partinin tekelinde olmayan bir halk hareketi özelliği taşımaktadır. Genellikle bu eylemleri gasp etmeye çalışan MHP gibi partiler ise yürüyüşü daha kalabalık yapmak veya daha coşkun ve siyasi bir nitelik kazandırmaktan çok, 30-40 kişilik gruplarıyla "tekbir" getirip, bozkurt işareti yapmaktadır.

Başta Bahçeli olmak üzere MHP tepe yöneticileri bu eylemlerde asla yer almamaktadır. Ülkücü militan kitle ise kendilerine patentli basit bir iki sloganı yinelemek için eylemlerde yer almaktadır.
Artık sadece yürüyüp dağılmak yok

Bahçeli'yi asıl kaygılandıran MHP'ye oy vermiş kitle içinde bir bilinçlenme olmasıdır. Çünkü pek çok yürüyüşte MHP'li, AKP'li ve CHP'li vatandaş bir araya gelmekte ve partilerin etkisinden sıyrılarak, PKK, BDP ve ABD düşmanı bir çizgiye kaymaktadır.

Özellikle bazı illerde BDP binaları hedef seçilmektedir. Vatandaş son derece bilinçlidir. PKK'nın şehirde olduğunu ve bunun şehir yapılanmasının BDP olduğunu herkes bilmektedir. Bu yüzden yürüyüşler BDP binaları etrafında yapılmaktadır.

Vatandaş artık sadece yürüyüp, slogan atıp, efkâr dağıtıp sonra da dağılmak istememektedir. Eylemlerin siyasi bir sonucu olması istenmektedir. Eylemlerde "idam cezasının geri gelmesi" ve "Meclis'teki teröristlerin cezalandırılması" talepleri öne çıkmaktadır.

Bu iki talep de Bahçeli'ye dokunmaktadır. Çünkü idam cezası MHP'nin büyük ortaklarından biri olduğu bir koalisyon hükümeti döneminde kalkmıştır.

Ayrıca vatandaşın Meclis'teki teröristler olarak gördüğü BDP'lileri Bahçeli mesai arkadaşı ve "Meclis'in renkleri" olarak görmektedir. Defalarca ellerini sıkmıştır.
Bahçeli bu yüzden eylemcileri sürekli taşkınlık ile itham etmektedir. Çünkü eylemler MHP çizgisini çoktan taşmıştır.

Eylemlerin AKP, MHP, CHP çizgisinin dışına çıkmasından endişe duyan üç ana odak vardır. Birincisi hükümetin kendisi, ikincisi başta MHP olmak üzere muhalefet, üçüncüsü PKK...

Tek sigortası Bahçeli olan kardeşlik

Bahçeli adeta felaket tellalı gibi sürekli halkı sindirmeye çalışmaktadır. "Taşkınlık yaparsanız Türk-Kürt çatışması çıkar, bin yıllık kardeşlik biter." denmektedir. Yürüyen halk adeta tehdit edilmektedir.
Oysa Türkler sokağa çıktığında zaten Kürtler sokaktan çekilmektedir. Kürtlerin Türklerle çatışma yapma lüksü ve cesareti yoktur.

"Bin yıllık kardeşliğin" en yılmaz ve kahraman savunucusu Bahçeli şunu da iyi bilmelidir ki bunun nedeni Kürtlerin Türkleri kardeş olarak görmesi değil, Türklerden korkmasıdır. Aşiret kültürü güce tapmak üzerine kuruludur. Zaten Kürtler kendilerini güçlü hissettikleri alanlarda Türk bırakmamıştır. Ancak Türkiye'nin geri kalan çoğunluğunda Türklerin tepkisinden korktukları için şehit eylemlerinin olduğu günlerde sokaklardan çekilmektedir.

Demek ki barışı sağlamanın yolu Türk'ü sokaktan çekmek değil, sokağa indirmektir.
Böylelikle çokça bahsedilen iyi niyetli sıradan Kürt de PKK ile arasına mesafe koymaya teşvik edilecek ve kardeş olmayı deneyecektir.

Kısacası varlığının tek kanıtı Bahçeli'nin nutukları olan 1000 yıllık kardeşlik ancak Türk egemenliğinde var olabilir.

Bu ise Türk eylemlerinin Bahçeli'nin iddiasına rağmen "taşkın" olması yani PKK'nın kurtardık dediği mahalle ve illere de "taşması" gerektiğini göstermektedir.

Hayret Bahçeli de öfkelenirmiş

Bahçeli ise sinirlerinden arınmış adeta morfinle uyuşturulmuş bir Türk kitlesi tasavvur etmektedir. Asla öfkeye kapılmayan ve asla öfkesini göstermeyen bir kitle...

Bahçeli böyle olmayı başarabilir ancak Türk milleti bu denli ruhsuz olamaz.
Ancak son gelişmeler Bahçeli'nin öfkelenebileceğini ve üslubunu bozabileceğini gösterdi. Hayır yanılmayın son 24 şehidimizi kaybettiğimiz hain saldırıdan dolayı bu gerçekleşmedi.
Bahçeli için en değerli şey nedir? "1000 yıllık kardeşlik." Hani öyle ki Türkiye bölünsün ama bu kardeşlik bozulmasın daha iyi...

Nitekim Bahçeli en son Van depreminden sonra bu kardeşliğin bozulacağına dair bir kanıya kapılmış olmalı ki ağzını bozdu. "Twitter" denen internet geyiğinde deprem üzerinde sözde ırkçılık yapılıyormuş. Bunu gündeme getiren de PKK ve PKK yandaşları oldu. İyi de adı üstünde internet bu. Her türlü gevezelik var. Bahçeli ise PKK serzenişlerini ciddiye aldı ve sanki Türkiye'de Türk ırkçısı bir tehlike varmış gibi bakın neler dedi:
"Böylesi bir günde ayrımcılığı körükleyerek ağlama sırası onlarda gibi lanetlenmesi gereken yaklaşımları da büyük bir densizlik ve soysuzluk olarak gördüğümüzü söylemeliyim."
İyi de internette her Allah'ın günü binlerce sayfada PKK yandaşları Atamıza, bayrağımıza, vatanımıza sövüyor. Bahçeli'den bugüne kadar bu konuda hiçbir tepki görmedik.

Hadi interneti bir yana bırakalım, Bahçeli'nin sık sık ellerini sıktığı ve mesai arkadaşı olarak gördüğü Meclis'teki BDP'liler, defalarca Türkiye'nin en büyük ırkçı katili Apo'yu önder olarak gördüklerini belirtmediler mi?

Bir insanın Hitler'i veya Apo'yu önder bellemesinin arasında ne fark olabilir? Esas ırkçılık bu değil mi?
Peki Bahçeli bir gün olsun elini sıktığı Ahmet Türk veya Hatip Dicle'ye dönüp, "siz Apo'yu savunuyorsunuz, siz soysuzsunuz" diyebildi mi?

Böylesine bir öfke patlamasını acaba Bahçeli şehit haberleri gelince neden yaşamadı? Bu nasıl bir ruh halidir?

Baydemir'in tebrikleriyle yücelen Başbuğ (!)

Kaldı ki Bahçeli değil miydi biz ırkçılığa karşıyız diyen. Hakaret edeceği zaman aklına gelen ilk kelime yine "soysuzluk" oluyor.

Peki Bahçeli internette o yorumları yapanları nereden tanıyor? Soysuz olduklarını nereden biliyor? Kim bilir belki "çizmeyi aşan" yorumlarda bulunan kişiler şehit yakınlarıydı. Büyük bir acı yaşamışlardı ve bu acının verdiği öfkeyle o yorumları yapmışlardı.

Biraz da bu insanlarla empati kurmak gerekmiyor mu? Ancak Bahçeli ise sırf Kürtlerle empati kurmaya kararlı. Çünkü o itidalden ve bin yıllık kardeşlikten sorumlu devlet bakanı!..
Bir kez olsun Türklerle empati kuramayan bir "başbuğ"!

Ve "başbuğ" yine her zamanki gibi büyük beğeni ve destek kazanıyor. Kimden mi? BDP'lilerden ve Taraf gazetesinden...

Asker ve Türklük düşmanı, Apo aşığı Taraf gazetesi Bahçeli için "Bravo Başbuğ" diye manşet attı. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ise Bahçeli'ye desteklerini şöyle sundu:
"Sadece Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Diyarbakır halkının da bir evladı olarak Sayın Devlet Bahçeli'nin yapmış olduğu açıklamayı yeterli ve değerli buluyorum."
PKK yandaşlarının takdirlerini kazanan bir başbuğ! Gerçekten de bravo!
PKK sempatizanı Demirtaş ve Baydemir gibi BDP'lilerin açıklamalarında ağır basan mesaj ne hikmetse
MHP lideri Bahçeli'ninkiyle aynı: Kardeşlik.

Böylelikle sinsice bir mesaj insanların kafasına kazınmış oluyor. Aslında Türkiye'de tek bir halk yok, iki halk var. Bunlar kardeş ama iki ayrı halk. Hatta iki ayrı ülke... Sanki Pakistan'da deprem olmuş biz kardeşlik eli uzatıyoruz.

Bu sinsi mesajı verenler depremi bile kullanarak "özerk Kürdistan" projesi için propaganda yapıyorlar.
Bahçeli'nin üzerine onca titrediği "1000 yıllık kardeşlik" korunuyor ama Türkiye'nin bütünlüğü elden gidiyor.
Türkiye parçalanırsa esas o zaman hepimiz "soysuz" olacağız. Vatanı olmayanın soyu olabilir mi? Bahçeli bunu göremiyor mu?

Ali Özsoy
"Aman provokasyona gelmeyin."
Sosyal Ağlar

Alperen.org Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Published By Gooyaabi Templates