Haberler

Yalnızlığın Ortasındayım Dilber

Uzaktan yada çok yakından bir pop rock karışımı mırıldanma kulağımı yalamakta. Ben uykudayım yada hiç uyku yüzü görmemiş bir bahtsız ..Ankara’nın en güzel afili sahnesindeyim .

Birkaç masa ötede gülüşmeler , dürtüşmeler …Daha ötede mutlu bir aile fotoğrafı . Ve masanın üstünde emekleyen bir çocuk …Sapsarı .

Türk değildi .Yahut bu toprağın çocuklarından değildi .


Ya doğum gününü kutlayan gençlerin çıkardığı tuhaf ciyaklamalara ne demeli ?

Genç oldukları için haklılar .

Tam köşede …Köşe masada , loşluğun deruni uçukluğunda kendinden geçmiş sevgililer .

Ben …Ben yalnızım Dilber .

Sigarayı bırakalı yıllar oldu .

Sıkıntının doruğa çıktığı anlarda elim hep döş cebime gider , ordan ucu kırmızı bir samsun yakardım yıllar önce .

O sigarayı şimdi daha çok istiyorum .

Nedenini bende bilmiyorum Dilber …

Bekliyorum…

Arkadaşlar gelecek…Memleketi nasıl kurtaracağımızı uzun uzadıya değil kendimizce metodumuzca masaya yatıracak , yarına taşıyacağız cengaver umutlarımızı .

Zaten vatan hep kurtarılmayı bekledi Dilber . Her gün , her saat , her dakika kötülük görüyor ülke , ülke insanları …İsimsiz , tarifsiz tecavüzlere uğruyorlar , haberi yok kimseciklerin.

Bir tek biziz olup biteni gören …Gülme canım . Doğruyu ifade ediyorum . Tamtamlar arasında …Doğum günü ,ölüm günü, buluşmalar , kavuşmalar …Toklar , açlar seansından doğru dürüst önünü gören yok Dilber . Gülme .

Neyse .

On ikide kapanacak burası .Sona yaklaşıyorum …Gidecek bir yerim değil , çokça kapım var var olmasına da bu berduş , bu kırık yüreğimle kim ne diye beni kabul edecek ?

Yüzleştiğimde hemen soruyu patlatacaklar , ne oldu sana ? Yüzün niye kötü ?

Nasıl cevap vereceğim ...Gerçeği mi söylemeliyim , yoksa Türkiye ‘deki gelişmelere üzülüyorum , canım sıkılıyor , durum iyi değil , deyip başımdan mı savayım .

Konuşmak gelmiyor içimden …Uzayıp daha bir yalnızlaşmak , sukutun içinde kaybolmaktır muradım .

Oturduğum haneden çıkmak zorundayım …Az zamanım kaldı .

Sokaklar …Yorganı olmayan sokaklar …Çıplak ama cömert , misafirperver sokaklar …Karanlığı dahi kendine yakıştıran sokaklar . İzbe i,korku karışık hissiyatı yüreğinde tutan sokaklar…

Ben ve sokaklar… Birbirimize çok benziyoruz.

Kalabalıklar ne denli çok olursa olsun, yinede varlığında yalnızlığı gizleyen sokaklarla benim farkım yok.

Hele soğuk kış günlerinde… Herkes terk eder bizi.

Ah o serseri köpekler, ev bulmaz kediler… Nede çok hatıram var. Pis, ekşimsi kokan

Çöp bidonlarında onlarla yoldaşlığım var. Birbirimize sokulur, sabahın sıcaklığının bizi sorması umuduyla geceyi elimizin tersiyle iterdik.

Görmezdi insancıklar bizleri.

Sokağın gerçeği kadar vardık onların hayatlarında, göremediler bilmediler.

Çıktım…

Saat on ikiyi geçmişti.

Caddelerde arabalar sarhoş insanlar gibi sağa sola yalpalayarak yol alıyorlardı.

Nereye gitmeliydim?

İki yer beklerdi beni… Üçüncü seçeneğim yine soğuk dost,sokaklardı.

Ya otobüs terminaline gidip bir yarde kıvrılacaktım,yahut tren garının bir yerine saklanacaktım…

Otobüs terminali daha çekiciydi.gidenler,gelenler,bekleyenler…Sahici bir tiyatro sahnesiydi aslında.Senaryo kendiliğinden yazılıyordu.Çok severdim olup biteni gözlemlemeyi ve bir kenara kıvrılıp duygularımı,gördüklerimi yazmayı.

Gitmeyeceğim.

Hesapsız yürüyorum… Nereye gittiğimin önemi yok. Yol uzuyor,ben uzuyorum.Elbet toprağın bi yerinde kendime döşek bulacağım…

Hangi kaldırımın kenarına oturduğumu bilmiyorum.

Ayaklarımı karnıma çekiyorum…Büzüşüyorum.

Büzüşmek soğuğa karşı direnmektir aslında.Yahut,yalnızlığı kabullenmektir.

Sırtımı,kime ait olduğunu bilmediğim bir duvara yaslamış iken,yıllar öncesinin silik resmi hafızama konmasın mı? Eyvah eyvah,dedim içimden. Sırası mıydı şimdi o gelgitlerin…

Olur olmaz zamanlarda elim,kolum uzar,dilim,halim değişir… Bu hal,benim zaman zaman depreşen depremimdir . Kimileri kendince bu hareketlerime kulp takar,beni yorar,üzer… Bazen de mutlu eder.

Baş edemem olup bitenle,sadece insanlar üzüldükleri için üzülürüm Dilber…O gece. Hiç unutmam…

Bitişin son perdesini oynuyorduk.

Evet , bitti , biliyorum , bir daha beni görmek istemiyorsun,demişti…Bari sevip sevmediğini söyle.

Saniyelere sığan düşünce anaforuna tutulmuştum. Seviyorum deyip onu biran mutlu eder,en azından yürümesine destek verirdim. Ya da duygularım,duygularıma karşılık vermiyor,nidasıyla onu biraz daha toprağa gömerdim…

Sustum.

Sukut,ikrardan gelir dedi.

Sadece ,mırıldanarak,doğru,dedim ve koşarak yanından uzaklaştım.Çünkü,yüzümle sözüm birbirini tutmuyordu.

O gece,sonraki gece.Bir bir çok zaman,o acıyla yaşamıştım dilber…

Yine ılık bir siyahi gecenin orta yerine oturdum. Sırtımı vereceğim duvarın kime ait olduğunun ne önemi var?

Ne köpekler gelmekte yanıma ne kediler cirit atmakta. Yalızlık daha bir katmerleşirken,bir ses duymayayım mı?

Hırıltılı,iniltili ölücü bir ses…Sağa döndüm. Kir pas içinde,bizim deli Mustafa…

Bir güldü…Bir güldü sanki sırtımı verdiğim duvar zelzeleye tutuldu .

Suratı muşambaya dönmüştü. Titriyordu , yerinde duramıyordu . Aç olduğu , zayıf düştüğü her halinden belliydi.

Ama mutluydu sanki.

Ne var ne yok , Mustafa dedim.

Boş ver aman der gibi eliyle dünyayı siliverdi hemen.ç

Aranız nasıl , dedim . Konuşuyor musunuz ?

Gelmiyor , gelmiyor artık dedi.

Sevdiği vardı Mustafa’nın . Daha doğrusu hayalinde kurduğu , gerçeğinde var olup olmadığını bilmediğim biri vardı hayatında , hayalinde . Sahici anlatıyordu . Soluk alışverişinin ritmini bile izah ediyordu .

Esmermiş…Adı Dilbermiş. Bakarken Mustafa’nın yüreğini koparıyormuş sanki . Dervişçe bakıyor derdi hep . ..Tuhaftı Mustafa . Bir kadının , bir sevgilinin dervişçe baktığını ilk kez duyuyordum .

İçli ,deruni ,manalı demek istiyordu .

Sigara yaktı…Bütün dünyanın pis havasını ciğerlerine çekercesine somurdu …Sonra kül rengi bulutlar peydahlandı üstümüze.

Gitti dedi . Azarladı beni o gün .

Üzerinde kıpkırmızı bir gecelik , ayağında bembeyaz ayakkabılar …Her tarafı boya içindeydi . Sağında solunda erkekler fink atıyorlardı .Bozuldum , kırıldım .

Yapma dedim .Gözünü seveyim , yapma bunu dedim . Oralı olmadı , dönüp yüzüme bakmadı .Ben koştum , o azarladı . Ben söylendim , o habire parmaklarının uzuna basarak , sanki dans ediyormuşçasına uzaklaştı benden …Duydun mu , beni yok saydı .

Saysın dedim .

Sevmek böyle bir şey dedim .

O kaçacak sen kovalayacaksın . O küsecek , sen güleceksin , güldürmeye çalışacaksın . O yüz ekşitecek , sen yüz açacaksın . Sendeki sevda deliliği onun seni azarlamasında , seni görmesinde gizli.

Anlamadı.

Sadece içim acıyor dedi , kalbini gösterdi.

İkinci sigarayı yaktı .

Gece iyiden iyiye koyulaşıyordu .

Mustafa burada uyuklayıp sabahı edebilirdi . Alışmıştı buna . Ya ben neyleyecektim . Nereye gidecektim ?

Otobüs terminali mi , gar mı , başka yer mi ? Ne bekliyordu beni ?

Kalkamadım…

Mustafa sustu .

İçime bir taş oturmuştu .

Mustafa dedim ….İstemeden .Doluydum .

Mustafa , ben de hayalimdekine vuruldum herhalde , dedim .Tarifi zor bir köprünün orta yerinde sancı çekiyordum .

Senin hastalığına yakalandım .

Gerçek mi , hayal mi …Sahici mi, düş mü , ayırt edemiyorum .Bir sima , bir yürek , bir nida , bir nazar …Hepsi bu kadar .

Geldi , vurdu ve gitti.

Ne konuşabildik , ne görüşebildik , ne bakışabildik dolu dolu …Yarım yamalak sözler , edalar , haller …Düştüm Mustafa , onun adı Dilber’miş , senin sevgilin gibi . Bir yolda saniyelere sığan bir kesişme … O kadar . Saniyeler insana ne armağan eder , söyler misin ?

Olsun .

Vurdu beni…

Vurulmak iyidir , dedi mırıltılı şekilde .

Güldüm .

Ani bir kararla ayaklandım .

İçimde iştahlı bir yürüme isteği doldu .

Gidiyorum , gidiyorum Mustafa dedim .

Git banane demesin mi ?

Ses etmedim …Önce usul usul yürüdüm , sonra koştum .

Otobüs terminaline dek soluksuz adımlamış , koşmuşum .

Ne de sıcaktı içerisi …Hayat akıyordu terminalde .

Bir köşe buldum kendime …Büzüştüm , ayaklarımı karnıma çektim , yalnızlığımı ve korumasızlığımı resmettim .

Bağırtılar , çağırtılar …Ayak sesleri , el sesleri birbirine karışmıştı .

Umurumda değildi olup biten , demeyeceğim .

Her bir şeyi beni ilgilendiriyordu .

Hassas bir duygu ağıyla donatmış yaradan beni .

Şikayetçiydim ahvalimden .

Keşke düşüncesiz , duyarsız vatandaşlar safında bir gün olsaydım .

Ah güneş , ah ay ve yıldızlar .

Ne de çok zulüm ettiniz bana …Hep uzaklarda raks ettiniz .

Dilber …Uyumak istiyorum . Git , gittiğin yere kadar yolun var .

Umurumda değilsin , demek istiyorum . Lakin bu yalan olurdu .

Git ama benim unuttuğum hanede yaşa .

Dokunma bana …Hayalimde kendine yer bulma Dilber . Başkalarına var , onlarla hemhal ol …Acıdan öte , hayatı kapkaranlık ediyorsun .

Güneşle arama daha fazla girme …

Uyumak istiyorum çünkü.



Remzi Çayır - 09.11.2010 remzi@remzicayir.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Alperen.org Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Published By Gooyaabi Templates