Haberler

Anayasadan Önce Jakoben Zihniyetinizi Değiştirin!

Türkiye çok partili hayat sonrası ülke sorunları için yeterince kafa yormamış oldukları icraatlarından anlaşılan taşra elitlerinin denetimi altına girmiştir. Bu elitler iktidarlarında ülkenin ana ya da alt yapısına ilişkin sorunlarına dokunmaya dahi cesaret edememişlerdir. Bütün siyasetlerini üst yapının dönüştürülmesi üzerine yoğunlaştırmışlardır. Bu nedenle süreç içerisinde Türkiye’de ekonomi, üretim, verimlilik, fabrika gibi kavramların yerini ticaret, kredi, tüketim, kredi kartı, alış veriş merkezleri almıştır.

Ülkede ekonomik sorunlar zaman içinde nüksedince, iktidarlar açıklarını borçlanarak ya da üst yapı kurumlarına müracaat ederek sorunu çözmeye çalışmışlardır.
Borçlanarak açığı kapatmak ya da sosyal yardım adı altında gıda dağıtarak durumu idare etmek, başvurulan başlıca yöntemler olmuştur. Toplumsal yapıyı geçici olarak iyileştirerek ekonomide karşılaşılan hastalıklar düzeltmiş olunmaz. Bu durumda ancak sorunlar ertelenmiş olunur.

Gerçek Demokrasi Sağlam Ekonomi Gerektirir!

Daha da açık yazalım. Gerçek demokrasi, sağlam ve âdil bir ekonominin üzerinden yükselir. Bunu kurmanın yolu da ekonomik yapıdaki köklü ve radikal değişimlerden geçer. Bu bağlamda reform, yeniden yapılanma ya da dönüşüm gibi olgular aslında ekonomik alt yapı sorunlarını çözmeye yöneliktir. Ekonomik alt yapı sorunlarının ise uzun vadeli, çok yönlü, iktidarları yorucu ve yıpratıcı yönleri vardır. Bu nedenle de Türkiye’de iktidar gelen taşra eliti büyük oranda ekonomik alt yapıya dokunmamayı, buna karşın da sorunları iddialı kavramlarla kamufle etmeyi tercih etmektedir.

Bu yüzden olacak iktidarlar sıradan ve rutin görevlerini yerine getirirken dahi yaptıkları işin önüne “reform” sözcüğünü koymaktadırlar. Bunlar bir bakarsınız sağlıkta bir bakarsınız eğitim ya da bilmem hangi konuda bir genelge yayınlar ya da uygulama başlatırlar ve hemen yaptıkları işi de “reform” sözcüğüyle tanımlamaya kalkarlar. Böylece, büyük, etkileyici bir iş yaptıklarını muhataplarına göstermek isterler. Bu yapının başka versiyonları da vardır. Bunlar da yaptıkları işe büyük ve ezoterik bir anlam yüklemek için “yeniden yapılanma” sözcüğünü kullanırlar. Özal döneminde “reform”, koalisyon hükümetleri zamanında “yeniden yapılanma” deyimleri çokça kullanılmıştır. Günümüz iktidarının moda kavram ise “reform” ve “açılım” kavramları oldu. Hatta “açılım” kavramı o kadar gereksizce tüketildi ki, kısa sürede karşılaşılan her olaya ironik bir sıfat yüklemek için “açılım yapalım” denilmeye başlandı.

Umut çağrıştıran kavramlar yorgunluk ve bıkkınlık getirince ya terk edilir ya da unutulmaya bırakılırlar. Zira her kavramın bir kullanılma katsayısı vardır ve her sloganlaşmış kavramın cazibesi gün gelir biter. Nitekim kime, neyi, hangi faydayı sağlayacağı belli olmayan “açılımlar”da böyle bir aşamaya gelinmiştir. Halk tabiriyle “habbeler kubbe”, “pireler deve” yapılınca beklentilerin hüzünle sonuçlanması kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenden olacak iktidar açılım kavramını süratle “Anayasa’nın değiştirilmesi” kavramının arkasına çekmiştir. Ancak kavramlar vâsıtasıyla yapılan umut tacirliği mevcut iktidarlarla da sınırlı değildir. Türkiye’de kavramlara umut bağlamak çok eski bir gelenektir.

Tanzimat - Islahat - Teşkilat-ı Esasiye

Bu ülkede iki yüzyıldan fazladır, eskilerin “ıslahat” ve “tanzimat” yenilerin “reform” dedikleri düzenlemeler yapılmaktadır. Bu düzenlemelerin somut biçimini, 29 Eylül 1808 yılında imzalanan “Sened-i İttifak”a kadar götürmek mümkündür. Sened-i İttifak Osmanlı Sadrazamı ile Rumeli ve Anadolu Ayanları’nın yapmış olduğu anayasal nitelikler içeren bir anlaşmaydı. Böyle bir anlaşma yapılmasının nedeni olarak; devlet düzeninin bozulması, devlet otoritesinin sarsılması ve devletin güçten düşmesi gösterilmişti. Bu amaçla tarafların üzerinde mutabık kaldıkları hususlar yazılı belgeye dönüştürülmüştü. Osmanlı Devleti son iki yüz elli yıllık süreç bağlamında içeriden ve dışarıdan karşılaştığı her baskı ve çıkmaza karşı ıslahat vaadinde bulunarak sorunların içinden sıyrılmayı denemişti. Bu deneme, tarihî bir gelenek hâlini almıştı. 1839 Tanzimat Fermanı bir “ıslahat” vaadiydi.

Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Alperen.org Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Published By Gooyaabi Templates