Haberler

Yazıcıoğlu'nun Milliyetçiliği

Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının geleneksel milliyetçi söylem ve yapıdan kopuşu özünde teorik eleştirileri içinde barındıran meseleler yüzündendir. Ait olduğu ideolojiyi sorgulayan ve onu eleştirerek ondan kopan bir duruşu temsil eder.

Ülkücülük düşüncesi 12 Eylül darbesi ile önemli bir kırılmaya tanık oldu. Devletin bütün aygıtları karşısında refleksini bu organizmanın korunması üzerine kurgulayan, siyasal yapılanma olarak "devlet" tahayyülünü kutsayarak kitleleri bir arada tutan hareket şeklinde beliren ülkücülük, darbenin ardından kutsadığı,
adına sokaklara çıktığı, şiddete bulaştığı devlet tahayyülünün, üzerinden silindir gibi geçmesi karşısında derin bir zihinsel, duygusal travma yaşadı. İşkencehanelerde akla ziyan bir şiddete maruz kalıp, 9 idam veren ülkücülerin bir kısmı için artık hiçbir şey eskisi gibi algılanmayacaktır. Bu uzun hapishane ve işkence döneminin ardından 1980'lerin sonuna doğru Bursa Cezaevi'nde tutuklu bulunan bir grup ülkücünün çıkarmaya başladığı "Bizim Dergâh" isimli dergideki makaleler, tutukluların birbirleri ile yaptığı söyleşiler bu anlamda yeniden okunmaya müsaittir. Orada Ortodoks ülkücülük algısından sıyrılıp daha İslamcı bir söyleme kayan, devlet aygıtını ve hatta mevcut lideri İslami kıstaslarla yargılamaya başlayan metinler çıkar karşımıza.
FİKRİ AYRIŞMANIN ANALİZİ

Bu dönemin psikolojisini çözümlemek için elimizdeki bir ikinci önemli kaynak da yine o yıllarda hazırlanan ve salt hapishanedeki ülkücüler ile 12 Eylül, işkenceler, cezaevi, ülkücülük gibi temel meseleler etrafında yapılan söyleşilerden oluşan "12 Eylül ve Ülkücüler" (Cihad Yayınları, Mayıs 1990, İstanbul) adlı kitaptır. Bizim Dergâh dergisinin bir sayısındaki (Ocak 1990, Sayı 23) ülkücü tutukluya ait yazıda geçen "Allah'ın (c.c.) yeryüzü hakimiyetine baş kaldırarak O'nun hükümlerini eksik, yetersiz, geri ve çağdışı bulan ve bunun için O'na mukabil olmak üzere hükümler icad eden beşeri otoritelerin hüküm sürdüğü bir dünyada yaşıyoruz. ... Günümüzde hüküm süren siyasi yapılanmaların ve onların pratik yaşantımızı, cahili değerlerin tasallutundan kurtarmalıyız. Çünkü iman ve küfür, İslam ve cahiliye birbirinin zıddıdır" sözleri seküler, Türkçü, başka toplumları ötekileştiren Ortodoks söylemin çok dışında ve hatta ümmetçi dinamiklerden beslenen apayrı bir anlayışı haber vermekteydi.

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun temsil etmeye çalıştığı, zaman zaman teşkilat ve tabanını dönüşmeye zorladığı yeni ülkücülük anlayışını anlayabilmek için, 12 Eylül darbesi sonucu cezaevleri ile kitlesel olarak tanışan ve orada yer yer lideri, teşkilatı, verili sistematiği sorgulayan süreci bilmekte yarar var. Zaten bir müddet sonra yerleşik ülkücülük algısını temsil eden merkez tarafından adı geçen derginin ofisi basıldı, resmi gençlik teşkilatının temsilciliklerinde bu derginin okunması, dağıtılması yasaklandı ve ardından hareket içinde İslami nosyonları ağır basanlar uzaklaştırıldı.

Siyasal yarılmanın en manidar örneği de MÇP'nin resmi tavrının o günlerde Çekiç Güç'ün ilgili bölgede konuçlanmasını destekleyen söylemi karşısında, Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının buna karşı oy kullanmasıdır. Gelişen süreçte BBP çatısı altında siyasal olarak varolmaya çalışan bu yeni ülkücülük anlayışının nasıl seyir ettiği ayrı bir eleştiri konusu olmakla beraber 28 Şubat, e-muhtıra, Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi yakın dönemimizin önemli noktalarında bütünüyle sivil ve demokrat tavrını büyük bir cesaretle ortaya koyan Muhsin Yazıcıoğlu'nun doldurduğu alanı sanırım bugün çok daha iyi anlayabiliyoruz.

Her ne kadar kendisinin de bir söyleşisinde belirttiği gibi "tarlası çoktan sürülmüş" olsa bile, darbe heveslilerinin söylemine eklemlenmeyerek ve hatta çoğu zaman teşkilatı ve tabanından çok daha sivil ve özgürlükçü tutumları ile ülkenin siyasal dinamiklerinin sıkıştığı birçok noktada bireysel açıklamaları ile belirleyici olabiliyordu. Cenazesi için Kuzey Irak'tan gelen Irak Kürdistan İslam Birliği Partisi Başkanı Selahaddin M. Bahaddin'in "Şahsiyeti Türkiye sınırlarını aşmıştı. Türkiye kadar Irak'ı ve Kürt kardeşlerinin sorunlarını da dert edinmişti" (03. 04. 2009 tarihli gazete haberleri) sözleri üzerine de düşünmek gereklidir.

SÜRÜLMÜŞ TARLAYI ISLAH ETMEK

Tarihsel söylem itibari ile Kürtlerin varlığını inkar eden ve hatta onların Orta Asyalı bir Türk boyu olduğu tezlerini resmi dergi ve gazetelerinde dillendiren Ülkücülük gibi bir geleneğin Ortodoks söyleminden sıyrılıp daha geniş ufuklu bir medeniyet tasavvuruna yaslanarak siyaset yapmaya çalışmanın yollarını zorlayan bir lider olarak Yazıcıoğlu'nun hem zihinsel dönüşümü hem de bir moral değer olarak demokrat çıkışları yakın siyasal dönemimiz için kayda değerdir.

Hazin vefatının ardından kuşkusuz çok şeyler yazıldı ama en anlamlı olanı eski bir solcu olarak Gülay Göktürk'ün kaleme aldıklarıdır. Özellikle 1980 sonrasındaki şeffaf, demokrat, sivil, darbe karşıtı siyasal tutumu ile birçok kesimin saygınlığını kazanan Yazıcıoğlu için "Bütün bunlar onu, demokratların gözünde 'diğer' cenahtan alıp bu cenaha taşıması gerekirdi. Derin devletin, darbeci asker-sivil ittifakıyla ülkeyi faşizme sürüklemeye çalıştığı bir dönemde, o faşizme direnenlerin safında yer aldı. Ama sol kökenli aydınlar onun 'eski faşist' olduğunu bir türlü unutamadılar. Akılları ile aksi düşünseler de yürekleriyle bir türlü onunla 'aynı safta' olmayı içlerine sindiremediler" (29.03.2009) demesini dikkate almak gerekli. Bugün eski solcuların çok önemli bir kısmı darbecilere verdikleri gönüllü, gönülsüz destekleri ile faşizmin tam da göbeğinde otururken, kimsenin masum olarak çıkamayacağı 1980 öncesi döneminin tozu dumanı içinde hâlâ bir siyasal aktörü tanımlamaya çalışmak bugünü anlamada yeterli olmuyor. 1980 öncesinin önemli sol aktörleri darbeci birimlerin operasyonlarına maruz kalarak Cumhuriyet mitingleri ve her siyasal cinayetin ardından "Mollalar İran'a" sloganları ile doluştukları meydanlardan masum olarak mı çıkacaklarını sanıyorlar? Bugün eğer bir 'faşizm' tanımı aranacaksa, kimsenin söz söylemeye cesaret edemediği 28 Şubat'ta darbe karşıtı tutumu ile halkın vicdanında saygın bir yer edinen Yazacıoğlu'nda mı, yoksa darbecilerin değirmenine su taşıyan bir kısım solcularda mı arayacağız bu tanımı?

YARIM KALAN DÖNÜŞÜM

BBP'nin yeni Genel Başkanı olarak seçilen Yalçın Topçu'nun ardı ardına gazetelere yansıyan darbe karşıtı ve demokrat tutumu da ayrıca önemsenmeli. Çünkü Hrant Dink'in katledilmesi ile başlayan darbe hazırlığı sürecinin içinde birilerinin Alperen Ocaklı gençlere de rol verdiği ortaya çıkıyor. Çünkü dönüşüm sürecini tamamlayamamış, yani milliyetçi reflekslerini kopartamamış, bunun kuramsal analizlerini teşkilatlarına verememiş bir hareket olarak BBP bu haliyle her an, ayrıştığı arkaik düşüncenin marazlarına yakalanmak gibi bir tehlike ile karşı karşıyadır. Nitekim Yazıcıoğlu'nun hazin vefatından hemen sonra Alperen Ocakları'nın operasyona uğradığını gösteren sokak eylemleri çıktı karşımıza. Bunun çok daha gerisinde birkaç yıl evvel İzmir Alperen Ocakları'nın Nihal Atsız'ı anma etkinliği düzenlemesi de üzerinde tartışmaya muhtaç bir alandır. Oysa Yazıcıoğlu ve arkadaşları bütün bu teorik eleştirileri içinde barındıran meseleler yüzünden ayrılmıştı merkezi organizmadan. 80 darbesi ile hapishanelerde ideolojisini sorguya çekip, Yazıcıoğlu'nun şahsında temsiliyet bulan yeni ülkücülük anlayışı arzu edilen özgürlükçü söylem ve pratiğe evrilemese de, rahmetlinin bunu zorladığı ve hatta seçimden sonra bir grup liberal aydın ile toplantılar tertip etmeyi düşündüğü ortaya çıktı. Muhsin Yazıcıoğlu'nun siyasal olarak nasıl bir alan doldurduğunu şöyle bir anekdot ile açıklamak sanırım yeterli olur. 28 Şubat dönemi bir etkinlikte karşılaştıkları darbeci general şöyle bir not gönderir merhuma: "Türkiye'nin İran olmasına asla izin vermeyeceğiz". Devlet aygıtının ceberrut yüzü ile işkencehanelerden çarpışa çarpışa çıkmış bir lider olarak Yazıcıoğlu darbecinin hiç beklemediği şu cevap notu gönderir hemen: "Biz de Türkiye'nin Suriye olmasına izin vermeyeceğiz."

SELÇUK KÜPÇÜK - Şair-Yazar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Alperen.org Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Published By Gooyaabi Templates