Haberler

Her Taşın Altında Ergenekoncu Arayan Kürt Açılımcı Manyaklara Duyuru



Son günlerde Rahmetli liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun ve arkadaşlarının bindiği helikopterin kırıma uğraması sonucu vefatı ile alakalı ilginç saptırma ve kurgular ayyuka ulaşmış durumdadır. Kahramanmaraş’ta Merkez ilçeye bağlı Döngel köyünde bulunan silahlar ile alakalı olarak, kaza-kırım hadisesinin Ergenekon davası ile ilintileme gayretleri yine gündemi işgal etti. Daha önce de Ergenekon Davasında yargılanan iki kişinin saçma sapan mesnetsiz ve özellikle belli niyetlerle basına taşınan ifadeleri ile Kaza-Kırım olayı ile alakalı çeşitli kurgular tezgahlandı. Tamamen delilden ve belgeden uzak zorlama kurgularla Kaza-kırım hadisesi kamuoyunda kafa karıştırıcı ve hedef saptırıcı bir hale getirilmek isteniyor.


Büyük Birlik Partisi olarak elim hadisenin ikinci haftasından itibaren Türkiye’de sivil havacılık tarihinde “tabular” yıkabilecek düzeyde bilgi belge ve bulguya erişen bir araştırma komisyonu kurduk. Bu komisyon rahmetli liderimizin ve arkadaşlarının şehit olduğu kaza ile alakalı olarak, gerek ihmaller ve kasıtlarla dolu bilgi ve belgeleri, gerekse teknik ve istihbari malumatları bu ülkenin en tepesindeki erkten tutunda bağımsız mahkemelere kadar tüm kurumlara sundu. Lakin o günden bu güne kadar bağımsız mahkemelerimiz dışında, elde ettiğimiz belge ve bulgular ışığında ihmali bulunan kurumlara dair mevcut hükümet hiçbir idari soruşturma açmadı ve konu ile alakalı olarak gerekli müdahalelerde bulunmadı.


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Devlet Denetleme Kurulu'na, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ise Başbakanlık Teftiş Kurulu'na olayın araştırılması için görev vermesini istedik. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'dan ise silahlı kuvvelerin bu olayla ilgili çalışmalarının her safhasını kamuoyu ile paylaşarak, varsa ihmal ve eksikliklerin ortaya çıkarılmasına bu şekilde katkıda bulunmasını talep ettik.


Hükümet ve diğer yetkili kurumlar sanki bu olay bir vaka-i adiye imiş gibi ihmal veya kasıt yoktur düşüncesi ile üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemektedir.


Ergenekon davası ve bu elim olayı ilintilemek isteyen çevreler ile hükümetin bu sorumsuzluğu ve ilgisizliği dikkat çekici bir şekilde paralellik arz etmektedir. Sanki birileri “Ey BBP’liler! Ey Alperenler! Siz bazı belge ve bilgilerle bizi göreve davet ediyorsunuz ama bakın Ergenekon davası seyri ile Rahmetli liderinizin vefatı arasında bazı ilintiler var” diyerek, zorlama yöntemler ve mesnedsiz kurgu yüklü argümanlarla bazı “soru işaretlerini” ve "gerçekleri, ihmalleri, kasıtları" örtmeye çalışıyor. Böylece kamuoyu vicdanında kendilerini ak lamaya çalışıyorlar!


Nedir bu Hükümete bağlı kurumların ısrarla muhatap olmak istemedikleri soru işaretleri:


1- Meteorolojik veriler uçuşa uygun muydu? Uygun olmadığı bilinen şartlarda neden uçuşa izin verildi?

2- Radar kayıtları var mı? Var ise bu kayıtlar neden bildirilmedi?
3- Uçuş planı ile ilgili bilgi niçin verilmiyor?
4- Helikopterde bulunan GPS (Global Positioning System-küresel yer bulma sistemi) cihazının hafıza kartı hakkında bilgi yok mu? Varsa niye verilmedi? Var olduğu bilinen ikinci seyyar GPS cihazı nerede?

5- ELT cihazı ile ilgili açıklamanız nedir? Ruhsatta belirtilen ELT cihazı ile helikopter üzerinde bulunan ELT cihazı aynı mıdır?

6- Türk hava sahasında 'uçan kuştan haberi olan' radar istasyonlarının gözetimindeki helikopterin son sinyal noktası bilinmiyor muydu? Bilmiyor idiyse halen gizlenmesinin sebebi nedir?

7- Son sinyal noktaları ile helikopterin çarpma koordinatlarının tespiti ilk dakikalardan itibaren mümkün iken halen bir açıklama yapılmamasının sebebi nedir?

8- Helikopterde var olan transponder cihazı bilgilerinin gizlenmesinin sebebi nedir?

9- MED AIR firmasına verilen 'havacılık lisansı' usulüne uygun verilmiş midir?

10- Pilotun sağlık durumu uçuş lisansı almaya yeterli miydi? Helikopterle ilgili denetimler usulüne uygun olarak ve süresinde yapılmış mıdır?

11- Helikopterin bakım defterlerinin sureti ve bakım teknik bültenlerinde istenilen işlemlerin yapılıp yapılmadığı ile ilgili bilgiler neden verilmemektedir?

12- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün kendisiyle organik bağı olan kişilerden kırım ekibi oluşturması dünya standartlarına uygun mudur? Bağımsız kişilerden oluşturulmasında ne sakınca vardır?

13- Kayseri Valisi'nin açıklaması ile ilgili resmi bir soruşturma yapılmış mıdır? Kahramanmaraş Valiliği'nin arama kurtarma çalışmalarını mer'i kanun, yönetmelik vb. çerçevesinde yapıp yapmadığı tespit edilmiş midir?"

14- Bu güne kadar Türkiye`de bu tip kazaların üzerine çok fazla gidilmemiş, çok fazla incelenmemiş, araştırma yapılmadığı ortaya çıkmıştır. Çok gariptir kanunlarımızın da bu konuda yeterli olmadığı su yüzüne çıkmıştır. Bu tip kazaları inceleme yetkisini, kanunlarımız Ulaştırma Bakanlığı`na vermiş. Ulaştırma Bakanlığı`na bağlı olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü`nün (SHGM) hemen alt katında bulunan kaza kırım ekibi de denilen bir kurum bu tip kazaları araştırıyor. Oysa yine bizim kanunlarımıza göre uçaklara, helikopterlere uçma ruhsatı veren de yine bu kurum. Sivil Havacılık Kurumu, hem helikoptere uçma izni verecek, hem ona ruhsat verecek, hem pilotların yeterliliğini onaylayacak sonra da bir kaza olması durumunda bu kazaları araştıracak. Burada ister istemez bir çelişki var. Gelişmiş tüm dünya ülkelerinde şöyle uygulanıyor; ruhsatları veren başka kurumlardır, kazaları inceleyen başka kurumlardır. Hükümet SHGM hakkında niçin idari bir soruşturma açmıyor ve bu ilkel kanunlarla havada hava aracı yerine tabutların uçmasına yol açıyor?


FEHMİ KORU’NUN BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR BEYAN ETTİĞİ KONULAR HAKKINDA AÇIKLAMA



Kahramanmaraş’ta Merkez ilçeye bağlı Döngel köyünde bulunan silahlar ile alakalı olarak, kaza-kırım hadisesinin Ergenekon davası ile ilintileme gayretlerine katkıda bulunan Fehmi Koru, bir TV kanalında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın verdiği cehalet ile Kamuoyunu yanıltmıştır. Sayın Koru’nun yanlış malumatlarını düzeltelim:


1- Sayın Fehmi Koru, Hükümetin soruşturma yaptığı ve soruşturma neticesi olayın sabotaj/suikast değil de kaza olduğuna dair “kesin” açıklama yaptı. Nasıl olurda soruşturması dahi bitmemiş bir olay hakkında “hükümeti savunma refleksleri” ile böyle bir kanıya varmış şaşırtıcı… En azından araştırmacı gazeteciliğin sorumluluğu ile, daha öncede basında yer almış yukarıdaki soru işaretlerimize hükümetten bir yanıt gelmediğini ve idari bir soruşturma açılmadığını öğrenebilirdi.


2- Sayın Koru Muhsin Yazıcıoğlu ömründe ilk kez helikoptere 25 Mart 2009’da binmiş gibi yanlış bilgiler verdi. Oysa rahmetli Liderimiz daha önceden de defalarca helikopter seyahati yapmıştır. Belki ulaşımda hava araçlarını en fazla tercih eden ve en fazla seyahat eden Liderlerden biri rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu idi… Öyle ki, Azerbaycan-Ermenistan savaşı sırasında Dağlık Karabağ bölgesinde ve Bosna Savaşı sırasında “en riskli savaş bölgelerinde” dahi helikopter seyahati yapmıştır.


3- Rahmetli liderimizin “beni bu uçağa zorla bindiriyorsunuz” şeklindeki rivayetleri “tamamen yalandır”. Bunun aksini Rahmetli liderimiz olaydan birkaç gün önce Karaman’da yaptığı basın toplantısında açıklıyor. Görüntü ve ses kayıtlarına rahatlıkla internet üzerinden ulaşılabilir. Hatta Çağlayancerit mitinginde dahi helikopter kiralama sebebini nedenleriyle birlikte anlatmıştır…


4- En çok speküle edilen konulardan biride helikopterin rahmetli Liderimizin bilgisi ve takibi dışında kiralandığı yanlış bilgisidir. 25 Mart öncesi yoğun bir şekilde yerel seçim takviminin sonuna yaklaştığımız dönemdi. Gerek rahmetli Liderimiz gerekse genel merkez yönetimi seçimde başarılı bir netice almaya yoğun bir tempo ile kilitlenmişti. Rahmetli Liderimiz son 3-4 gününü Sivas programına ayırmıştı. Fakat teşkilatlarımızın Liderimizi ısrarlı bir şekilde bulundukları seçim bölgelerinde kendilerine etkili bir destek için görmek istemeleri dolayısıyla Liderimizin programı sıkıştı. Hatta bu yoğun programdan dolayı kendisine biraz zaman ayırması konusunda uyarıyorduk. Kendisi Sivas’ta iken daha önceden söz verdiği Çağlayancerit ve Yerköy miting programları için helikopter talebi bizzat kendisinden geldi. Kendisi zaman kazanmak ve Sivas programını aksatmamak istiyordu. Helikopter üç günlük bir program için tutuldu. Daha sonra Çubuk mitingi ve Sivas’taki dört ilçenin programlarına da helikopter ile katılacaktı. Şehit Liderimiz Helikopter programını bizzat kendisi yönetmiştir. Genel Merkez ile istişare içinde teknik malumatlardan tutunda ödemelere kadar birlikte hareket edilmiştir. Bu konunun tüm aşamaları savcılık soruşturmasıyla da sabittir.


5- Helikopter Fehmi Koru’nun tabiri ile en elzem alet edevat ve donanımdan yoksundu. Bu bilgi kazanın gerçekleştiği zamanlarda SHGM kaza kırım yöneticilerinin kamuoyunu yanıltmak için dikte ettiği yanlış bir bilgidir. Helikopter son jenerasyon donanıma sahipti. GPS’inden tutunda ELT’sine kadar, oradan Transponder cihazına kadar her şey helikopterde mevcut idi. Bizde bunun peşine düştük. Böyle bir donanıma sahip helikopter nasıl olurda bir tepeye çarpar? Fehmi Koru kötü hava şartlarından bahsediyor… Sayın Koru bu soruyu bizde yetkililere soruyoruz. Madem hava şartları uçuşa engeldi niçin uçuşa izin verildi?



NETİCE:

Adli işlemler muntazaman devam etmektedir. MKYK üyelerimiz sayın Av.Kemal YAVUZ ve Sayın Av. Murat EKİCİ ve BBP Kaza-Kırım Komisyonun diğer değerli üyeleri hassasiyetle çalışmalarına devam etmektedirler. Adli tatil sonrası savcılık araştırmaları/soruşturmaları daha da hızlanacaktır. BBP’nin kendi başına adli/cezai bir işlem yapması kanunen mümkün değildi. Rahmetli liderimizin kardeşi Yusuf Yazıcıoğlu vekaleti ile adli işlemleri sürdürüyoruz. Hayatını kaybeden diğer kişilerin yakınlarının da adli/cezai dava açması için sayın Genel Başkanımız Yalçın TOPÇU’nun ısrarlı girişimleri sürmektedir.


Hükümet hiçbir idari soruşturma açmamış, sorumlu kurum ve kişiler hakkında tahkikat başlatmamıştır. Ne SHGM, ne İçişleri bakanlığı ve ona bağlı kurumlar, nede askeri kurumlar bünyesinde idari soruşturma “tüm ısrar ve taleplerimize” rağmen yapılmamıştır.


Büyük Birlik Partisi olarak başından beri toplum vicdanında oluşan tartışmasız 'sabotaj' kuşkusunun artarak devam etmektedir. Bilinmesini isteriz ki, bu olayla ilgili hiçbir detay karanlıkta kalmayacaktır. Büyük Birlik Partisi camiası hukukun içinde kalarak kanuni haklarının takipçisi olacaktır. Kasıt ve ihmali olanlar varsa ellerimiz yakalarında olacaktır. Bu olayın her yönüyle aydınlatılması geleceğimiz için, kamu vicdanının rahatlatılması için şarttır. “Bu işten de bir şey çıkmaz” ezberinin bozulmasının artık zamanıdır. Ezberi bozabiliriz. Toplumda herkes 'Muhsin Yazıcıoğlu öldürüldü' diye düşünüyor ve bu kanaat artarak devam ediyor. Millet, 'Milli meselelerde bir tek o karşı duruş sergiliyordu, onu da götürdüler' diye düşünüyor. Maşeri vicdanın önünde bu dosya kapanmamıştır. Bu maşeri vicdanın sesine devlet de uymak zorunda.


Toplu iğne başı kadar göreceğimiz her kasıt ve ihmalin, kime veya nereye uzanıyorsa hesabını soracağız.



Ahmet TÜRK

Büyük Birlik Partisi Genel Sekreter Yardımcısı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Alperen.org Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Published By Gooyaabi Templates