Haberler

Şivan Perver Alçak Bir Haindir


Başbakan grup toplantısında danışmanlarının yazdığı metni okurken sahip çıktığı Şivan Perver yıllarca PKK’nın ve diğer bölücü örgütlerin Avrupa’da propagandasını yapan hainlerden biridir.
Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Öznur gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.
“Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan ülkeyi gerilime sokan açıklamalar yapıyorlar. Her ikisi “Demokratik açılım” adı altında ülkeyi çatışmaya, kamplaşmaya, cepheleşmeye sürükleyen son derece yanlış siyasetler izlemektedir. Gül – Erdoğan ikilisi Washington/ Brüksel/ Londra ağzıyla konuşmaktalar. Her ikisi de Milli Kimlikle etnik kimliği karıştırmaktadır. “Kürt Sorunu” söylemi tam bir cehalet ürünüdür. Dün Osmanlı devletine sözde “Kürt Sorununu” çöz diyenler şimdi aynı kirli oyunu Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı da oynamaktalar. ABD ve Batı dünyası “Azınlıklar” ve “etnisite” dayatması yapıyor. “Açılım” denilen şey milleti ayrıştırma ve etnofaşizme zemin hazırlamak ve Türkiye’yi daha derin ayrışmalara götürmektir.
BAŞBAKAN KÜRTÇÜLERİN ETKİSİ ALTINDA
Başbakan daha önce terör örgütünün siyasi uzantısı dediği DTP ile görüşürken ardından birde partisinin grup toplantısında 1975 de ülkemizi terk eden Kürtçü hain PKK’lı Şivan Perver’den bahsediyor.
Aziz Türk Milleti’nin gönlünde taht kurmuş büyük sanatçı Neşet Ertaş ile bir bölücüyü aynı kefeye koyuyor. Başbakan grupta dramatik bir konuşma yaptı. Konuşmasında bizimde savunduğumuz, söylediğimiz birçok doğruları tekrarladı. Ancak katılmadığımız, asla tasvip etmediğimiz ifadelerde vardır. Başbakan grup toplantısında danışmanlarının yazdığı metni okurken sahip çıktığı Şivan Perver yıllarca PKK’nın ve diğer bölücü örgütlerin Avrupa’da propagandasını yapan hainlerden biridir. Başbakanın böyle bir alçağa sahip çıkması bu ülkeye, bu millete en büyük saygısızlıktır.
Başbakan Şivan Perver’i bilmez. Etrafındaki Kürtçü takım Şivan Perver’i konuşmasına ekletmiştir. Başbakan AKP içinde geçmişleri ideolojik ve etnik kökenleri belli şimdi sözde demokrasi havarisi kesilen ancak yıllarca Ortadoğu kökenli radikal grupların ülkemizdeki sözcülüğünü yapan Kürtçülük konusunda hiçbir zaman geri adım atmayan bir takım milletvekillerinin ve danışmanlarının etkisi altında kaldığı açıkça görülmektedir.
ŞİVAN PERVER PKK'LI BİR ALÇAKTIR
12 Eylül öncesi ülkeyi terk eden Şivan Perver 34 yıldır Avrupa’nın birçok ülkesinde başta PKK olmak üzere bütün Kürtçü grupların gecelerine toplantılarına katılmış ve Türkiye düşmanlığı yapmış bir haindir. Londra, Paris, Köln gibi birçok Avrupa şehirlerinde ve Kuzey Irak’ta Türkiye aleyhine konserler veren PKK terör örgütüne övgüler düzen bu haine bizim diye sahip çıkmak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına yakışmamıştır Türk Milletini incitirken bölücü hainleri sevindirmiştir. Şivan Perver Türkiye’den Suriye’ye kaçmış orda tıpkı Öcalan gibi Suriye İstihbarat servisinin kontrolüne girmiş Suriye’de Türkiye aleyhtarı çalışmalar yaptıktan sonra Avrupa’ya geçmiş burada her türlü imkanlar sağlanmış ve Türkiye düşmanlığına devam etmiştir
Terör örgütü PKK nın yurtdışındaki organizasyonlarında PKK flamaları, Öcalan posterleri önünde konser veren İmralı canisine “kahraman” PKK militanlarına “özgürlük savaşçısı” Türk Ordusuna “İşgal ordusu” Mehmetçiklerimize “faşist Türk Askeri” dağlardaki terör örgütünün militanlarına “Vur Gerilla vur Kürdistan’ı Kur” diyen yine Şivan Perver’dir. Başbakanın konuşmasında bölücü örgütün yıllarca propagandasını yapan Şivan Perver’e yer vermesi binlerce şehidimize, gazimize ve büyük Türk milletine yapılmış en büyük saygısızlıktır.
DTP İÇ SAVAŞ TAHRİKÇİLİĞİ YAPIYOR
DTP’li Ahmet Türk ve Emine Ayna Başbakanla yapılan görüşmenin ardından DTP’nin düzenlemiş olduğu bazı toplantılarda hala ‘Öcalan muhatap alınmalı, PKK ile masaya oturulmalı’ diyorlar hala PKK’yı ve İmralı’daki caniyi savunmaya devam ediyorlar. Başbakanın “Açılım” için konuştuk dediği DTP’liler bölücülüğe devam ederlerken Hükümet bunlardan sözde “Kürt sorununa çözüm” bekliyor.
Gül ve Erdoğan’ın ardından hükümet adına Atalay’da DTP’liler ile görüştü. Buna dolaylı yollardan terör örgütü PKK ile 3. görüşme diyebiliriz. Hala terör örgütünü savunan, İmralı’yı adres gösteren, Stalinist faşist DTP ile görüşmenin bu ülkeye hiçbir olumlu katkısı yoktur. DTP eşittir PKK’dır…
Dişi Öcalan, DTP siyasi komiseri Emine Ayna ‘15 Ağustos’ta Sayın Öcalan’ın açıklayacağı yol haritasını önemsiyoruz’ diyor. DTP’liler sürekli sözde “barış”tan bahsediyorlar. Ama barıştan kastettikleri barış değil PKK’nın “İmralı’ya selam savaşa devam” mesajıdır. Emine Ayna Iğdır mitinginde ‘Başbakan’la sakin bir diplomatik görüşme yaptık. DTP ile görüşüp PKK’yı ve Sayın Öcalan’ı bunun dışında bırakmak gibi bir oyun varsa bu oyuna gelmeyiz!’ diyor. Ayna ve diğerleri Kandil’in talimatlarına göre hareket ediyor. Bunlar asla Kandil’in ve onların arkasındaki Atlantik ötesinin sözünden çıkmaz.
Başka bir sicilli bölücülerden DEP Eski milletvekili Hatip Dicle hızını alamayarak teröristbaşını Filistin lideri ‘Arafat’a benzetiyor.
Gelinen sürece bakın; insanlık düşmanı bebek katili Apo’yu ‘Mandela’ yaptılar, Arafat’a benzettiler yarın bakalım kime benzetecekler. Bu ülkede sözde aydınlar Apo’dan “barış elçisi” olur derlerse Devlet içindeki bir takım karanlık odaklar kapalı kapılar ardında Apo ile müzakere yapmaya kalkarlarsa ve hükümet bir Devlet politikası olarak DTP ile görüşüp ondan çözüm beklerse Şivan Perver ile açılım yapmaya kalkarsa bu ülkede ne terör biter ne PKK.
CIA AJANI JEFFREY İSTENMEYEN ADAM İLAN EDİLMELİDİR
AKP Hükümeti açıkça ABD ve AB ye teslim olmuş durumda. Washington Ankara Büyükelçisi ve Amerikan ve NATO Gladiosunun en önemli isimlerinden biri olan kışkırtıcı ajan James Jeffrey vasıtasıyla açıkça içişlerimize müdahale ediyor. Ajan diplomat bölücü çevrelerle gizli görüşmeler yapıyor, onların resmi sözcüsü gibi hareket ediyor.
Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan CIA Ajanı Jeffrey’i “istenmeyen adam” olarak ilan edip Atlantik’in ötesine postalamaları gerekirken James Jeffrey ile aynı dili konuşuyor. Ankara, Pentagon ve NATO ile iç içe olan Küresel Gladionun merkezi haline geldi. CIA, Mossad ve diğer istihbarat servislerinin elemanları topraklarımızda cirit atıyor her türlü ajan faaliyetlerini açıkça devam ettiriyorlar.
Irak Savaşı sırasında Bağdat’ta 2. adam olarak görev yapan Jeffrey 2004 yılında Irak’ta kurulan Irak politikası ile ilgili ABD’nin Ortadoğu Masasında görevler yaptı. ABD Büyükelçisi Ankara’ya Büyükelçi olarak atandığı bu süreçte ABD’nin yeni Irak ve Ortadoğu politikalarında etkin bir rol oynamaya çalışıyor. Irak uzmanı olan Ajan diplomat Irak üzerinden Türkiye’ye Washington politikalarını kabul ettirmeye çalışıyor. Asker kökenli Jeffery 1985- 1987 yılları arasında Adana Başkonsolosluğu’nda 1999-2002 yılları arasında Ankara Büyükelçiliği’nde müsteşarlık yaptı. Türkiye’yi yakından tanıyan Jeffrey’in Ankara’ya Büyükelçi atanması tesadüf değildir. Beşinci kol çeteleri ve işbirlikçileri yönlendiren bölücülerin arkasında duran Türk iç siyasetine müdahale eden James Jeffrey bu işleri yaparken Hükümet bu ajan diplomata ‘sen kimsin nesin ne adına diplomatlıkla alakası olmayan işleri yapıyorsun’ diye sormuyor. Soramıyor çünkü ABD den korkuyor. ABD bölgede kendi hegemonya tasarımını “Kürt açılım” adı altında Türkiye’ye dikte ettirmeye çalışıyor.
ORTADOĞUDAKİ HERŞEY ABD ÇIKARLARI İÇİN
Bugün Ortadoğu’da değişen dinamikler petrol ve boru hatları gibi uluslar arası çıkarlar ABD’yi Türkiye’yi de içine alan yeni planlara itti. ABD 2011 sonrası Irak’ını hesap ediyor. Irak’tan askeri gücünü çekmesinin ardından Irak’ta İşbirlikçi Kürt Hareketinin büyük sıkıntı yaşayacağını görüyor. Şii ve Sünni Arapların Kürt hareketinin başına büyük bela olacağını görüyor. ABD Yönetimi 2011 de Irak’ı terk ederken bölgede iki müttefiki Türkiye ve Kuzey Irak’taki Kürt hareketinin arasının bozulmamasını aralarını bozan sorunların kalıcı biçimde çözülmesini istiyor. Bu bağlamda Türkiye’nin de Kuzey Irak ile daha sıcak ilişkilere girmesini istiyor.
Barzani ve Talabani’ye de Ankara ile ilişkileri gerginleştirmeyin diyor ABD’nin ayrılmasından sonra Kuzey Irak’taki Kürt hareketi şimdiden tutuşmuş vaziyettedir. Önümüzdeki sürecin ne olacağı kestirilemiyor. Güneyde ve batıda Araplar, doğuda ise İran tehditi var.
Uluslararası konjöktür ve Irak’taki iç dinamikler Kürtler açısından büyük bir psikolojik korkuyu beraberinde getiriyor. ABD bölgeyi terk ederse bölgede güvenecekleri güç yok. 1991 den günümüze kadar elde ettikleri birçok mevzileri kaybetme durumları var. Pentagon Irak’ta Arap-Kürt gerginliğinden rahatsız. 2010’un sancılı geçeceğini biliyor bu yüzden Türkiye üzerinde hızlı çalışma yapıyor. ABD ve İsrail için Kuzey Irak bölgede yaşamsal bir öneme sahip. Özellikle KDP ve KYB ye açıkça her türlü desteği veren İsrail’de Washington ile birlikte hükümetin açılım politikasına büyük destek veriyor.
Kürt açılımını savunanlara göre ABD, Irak ve Kürt Liderler Ankara ile anlaşarak PKK’nın tasfiye edileceğini, Kandil Dağı’ndaki PKK’lıların bölgeyi terk edeceğini, büyük kısmının silahları bırakacağını düşünüyorlar. Böyle düşünenler tarihi yanılgı içindeler. Büyük oyunu sürdürenler istemedikçe PKK silah da bırakmaz, tasfiye de edilmez. PKK tasfiye edilse bile küresel güçler mutlaka PKK benzeri bir taşeron örgütü hazırlarlar. Bölgede önemli bir aktör olan Türkiye’nin asla güçlü ve büyük olmasını istemezler. Birçok PKK benzeri yedek örgütleri çoktan hazırlarlar.
SORUNUN ADI AŞİRETÇİLİKTİR
Güneydoğudaki feodal yapılar tam anlamıyla tasfiye edilirse Neo Feodal PKK gibi yapılar bölgede etkili olamaz. Etno milliyetçilik ve federatif bir yapı talepleri asla kabul edilemez. Biz BBP olarak silahların susmasını, terörün bitmesini, ülkeye huzur ve barış gelmesini istiyoruz ve savunuyoruz artık bir sektör haine gelen terörden en çok savaş ağalarının silah lobilerinin uyuşturucu tacirlerinin memnun olduğu bir gerçektir. Türkiye yirmibeş yılda terörle mücadeleye 400 milyar dolar harcadı. Ek mali yüklerle bu miktar bugünkü rakamlarla 1 trilyon doları bulduğu ekonomistlerce ifade edilmektedir. Bu miktarla elli tane GAP yapılırdı. Terör, Türkiye’nin gelişmesini engellerken savaş ağalarının gücüne güç kattı. Biz BBP olarak hükümeti bu konuda bir kez daha uyarıyoruz; popülizm yapmayın bu demokratikleşme paketi nedir bir açıklayın, toplumu germeyin. Hükümet turlar yapıyor ama içeriğini hala milletle paylaşmıyor. Hükümet, kışkırtma ve kalkışma peşinde koşan ırkçı şovenist bölücülerle konuşmasın. Toplum içten içe karşılıklı kin ve nefrete sürükleniyor.
Biz BBP olarak sivilleşme ve demokratikleşmeye evet diyoruz ancak ülkemizi etnik ve mezhep çatışmasına sürüklemeye yönelik her türlü şer odaklı açılıma da hayır diyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Alperen.org Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Published By Gooyaabi Templates