Haberler

Ülkücülük Yorgun Akşamlarda Batan Esmer Güneş Değildir

Türk Milletini temsil etme hak ve yetkisine sahip olan Ülkücü hareket 25 Mart 2009 tarihinde Şehadet mertebesine ulaşan Muhsin Yazıcıoğlu’nun aramızdan ayrılmasından sonra maalesef bir boşluğun içerisine düşmüştür. “Diriliş üfleyen adam” Muhsin Yazıcıoğlu yüreğimizde derin acılar bırakarak sonsuzluğun sahibine “En Sevdiğine” kavuşmuştur… Ruhumuzda darp izleri bırakarak aramızdan ayrılan Yiğit Adam şimdi Cennet Bahçelerinde “Yusuf yüzlü ülküdaşları ile beraber” Efendimiz(s.a.v)in misafiridir İnşaallah.
Geride darağacında “soldurulan” 9 Gül, binlerce şehit, istikbali karartılan bir nesil ve hesabı sorulamayan bir “dava” kaldı… Yaşamaktan çok inandıkları değerlerin yaşatılması için mücadele eden “Yusuf Yüzlüler” sizlere layık olamadık, bizi affedin. Ölerek yaşatmanın ne demek olduğunu sizlerden öğrendik ama sizler gibi ölmeyi bir kenara bırakın adam gibi “yaşayamadık” bile sevdalarımızı, bizi affedin… Artık bıraktığınız gibi değil “hiçbir şey”…
Biz geride kalanlara düşen Yiğit Adam’ın emanet ettiği bayrağı sağımıza solumuza bakmadan “it ürümelerine” kulak asmadan sahiplenmek ve hak ettiği yere taşımaktır. Çünkü çarenin bittiği yerde “Ülkücü İrade” başlar. Biz hissetmeyen parmaklarımız ve yorulan ayaklarımıza rağmen bu dönek dünyadan zalimlere yenik düşmeden dimdik geçmek zorundayız! “ Yenik düşmemenin, ülkü kaygısını bir ömür boyu yürütebilmenin sırrı nedir? Yenilmemenin tek sırrı vardır: Nefsini yenmek! Ama nefsini yenmek, söylendiği kadar kolay bir iş değildir. Nefsini yenebilen bir yiğit bütün bir dünyayı yenmiş sayılır.” diyen Galip Erdem ağabeyimizin bu sözünü aklımızdan hiçbir zaman çıkartmayacağız ve saflarımızı daha sık ve düzgün tutacağız…
Garp Cephesinde üç numaraya kesilmiş saçlarımıza dökülen aklardan başka değişen bir şey olmasa da bunca hainliğe, ihanete, kahpeliğe rağmen iyi şeylerde yok değil… İdealizmin, ülkücü olmanın ve “ülkücü kalmanın” enayilik sayıldığı ülkemde, enayilik sayılsa da “inadına” idealist kalacağız diyen bir grup “deli” hala var… Ve hala “Ülkü Şehitlerinin” yolundan yürüyorlar… Ara sıra mezarlarını ziyaret edip “gül bırakıyorlar”… Dualar yolluyorlar… Rahmetli Galip Erdem’in dediği gibi, uyuyan ve uyutulan Milletimin kulaklarının dibinde “davul çalmaya” devam ediyorlar. Yüce Türk Milleti’ni sahipsiz sananlara bu vatanın sahipsiz olmadığını göstermek için “dimdik ayaktalar”.
Maziden aldığımız güçle âtiye doğru emin adımlarla “Yol Arkadaşlarımızla” beraber aynı yolda hiç sapmadan eğilmeden bükülmeden yürümeye devam edeceğiz…
-Ruhi Kılıçkıran burada mı ?
_ Burada!
_Süleyman Özmen burada mı ?
_Burada!
Ya darağacında yeniden dirilen 9 Yiğidim (Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan, Ahmet Kerse, Selçuk Duracık, Halil Esendağ, Cevdet Karakaş, Cengiz Baktemur ve İsmet Şahin !) sizlerde burada mısınız ? !
_Evet!
Muhsin YAZICIOĞLU Burada mı ?!
_ Evet!
Allah’a Kuran’a ve Bayrağa yemin olsun!.. Davanız davamız, Yolunuz yolumuz, Emanetiniz emanetimizdir! Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız! Emanet ettiğiniz TÜRK-İSLAM DAVASI’nı sonsuza kadar yaşayacağız ve yaşatacağız. Ve ardınız dan marşlar söylemeye devam edeceğiz;
YASTIĞIMIZ MEZAR TAŞI YORGANIMIZ KAR OLSUN, BİZ BU YOLDAN DÖNERSEK NAMUS BİZE AR OLSUN…

Fahri BOZGEYİK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Alperen.org Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Published By Gooyaabi Templates