Haberler

Muhsin Yazıcıoğlu

Büyük Birlik Partisinin Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatı sadece Türkiye’yi değil, tüm Türk dünyasını üzmüştür. Zira Muhsin Yazicioğlu Türk Birliği gayesini sözde değil, özde gerçekleştirmeğe çalışan bir lider, bir vatanperver, bir Türk yiğidi idi.
Siyasetteki Makyavelciler, pragmatistler “Reel Politika” arkasına sığınarak, katil diktatörlerle ahitnameler imzalanan bir asırda Muhsin Yazıcıoğlu bu dünyada temiz siyaset de yapılabileceğini ispat etmiş bir idealist insan idi.
Türk Cumhuriyetlerinde olanlarla yakından ilgilenen, oradaki haksızlıklara anında tepki gösteren, oradaki mazlumlara yardım etmeğe çalışan vefakâr bir dosttu.
Bu işe karışsam, acaba siyasi kariyerimi zedeler mi diye kokmazdı. Bunu yapmazsam insanlığa aykırı olmaz mı, diye korkardı.
O Türkiye içerisinde da, dışında da hep mazlumların yanında oldu, onların haklarını savundu. Bunu yaparken, iktidarlar, cuntalar, diktatörler bunu nasıl kabul edecek diye tereddüt etmedi bile. Bunu yapmasam ahrette Allah ne diyecek diye düşündü..
O hiç bir zaman kendi ülküsü yolunda çektiği acıları reklam malzemesi yapmadı, böbürlenmedi. Aksine, bir Türk’e yakışır şekilde, o acıları merdane yüreğine gömdü.
Onun TV’lerde yayınlanan “Üşüyorum” şiiri ve insan ruhu hakkindeki veciz beyanları bize siyasetçi kimliği örtüsünün altındaki bir mutasavvufun merhamet dolu kalbini nümayiş etmiştir.
O cesur ve vefakâr insandı.
Bendeniz 1997 Kasım ayında İslam Kerimov’un talebiyle Türkiye’den ikinci kez sınır dışı ediliyordum.
Devlet yetkilileri beni ve eşimi İstanbul’da kaldığımız evden alıp havalanana götürdüler. Kimseyle görüştürmediler. Ben o zamanki Türk dünyası işlerinden sorumlu devlet bakanını aramaya çalıştım, telefonuma çıkmadı. Değil bakan, kimse ‘’bu işe’’ karışmak istemiyordu.
Bizi Bulgaristan’a yolluyorlardı. Bunu elimize verdikleri biletten örgendik.
Uçağa bindik. Tam uçağın kapıları kapanırken bir baktım karşımda Muhsin Yazıcıoğlu!
Koridordan bana doğru ilerliyor ve yüzünde o tanış tebessüm, insana güven verici o gülümseme…
Ben yerimden kalktım ve bir-birimize sarıldık.
- Sen de mi Sofya’ya uçuyorsun?, - dedim.
- Seni uğurlamağa geldim, - dedi o koca İnsan.
Muhsin Bey milletvekiliydi. Ankara’dan İstanbul’a gelirken VIP’te bizim hakkımızda duymuş ve hemen bizim uçağa koşmuş kendisi.
Hâlbuki ona ben haber vermemiştim, hatta vermeği de düşünmemiştim.
Muhsin Bey bunun haksizlik olduğunu ve bu konuyu Parlamentoda dile getireceğini söyledi bize moral verdi, sarıldık bir-birimize, vedalaştık.
Muhsin Bey’in bu davranışı jest filan değildi, Bu Muhsin Beyin karakteriydi, onun yaşam tarzıydı.
Biz kendi günahlarımızı nasıl gizler isek, Muhsin Bey yaptığı iyilikleri öyle gizleyebilen bir insandı.
Allah gani gani rahmet eylesin.
İnşallah, şehit oldun, mihribân biraderim, sevgili kardeşim. Zaten, içimizde o mertebeye en layık olan da sensin!

Muhammed Salih
Özbekistan ERK Partisi Genel Başkanı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Alperen.org Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Published By Gooyaabi Templates